24 Ocak 2012 Salı

Karadeniz Pidesi

Bu kadar kolay yapılan yiyeceklerin bu kadar lezzetli olmasına anlam veremiyorum!

Hafta sonu Arda'nın Mutfağını izleyeniniz var mı? Cnn Türk'te çıkıyor.. Ben her zaman izlediğimi söyleyemem. Geçtiğimiz hafta sonu karadeniz pidesi yapmış fakat ben dün gece internetten videosunu izleme GAFLETİNE düştüm. Gece yarısı hemen yapmak istedim ama bugüne kadar zor olsa da bekledim :)

Bu akşam yemekte pide yaptım. Annem işi garantiye alarak ıspanak yemeği de pişirdi ama yüzüne bakan olmadı :))

Valla deneyin arkadaşlar. Zor falan değil. Adımları iyi takip etmek gerek. Sonuç güzeldi.Kıymalı sosu neyin üzerine koysanız güzel olur fakat bunun hamuru da çok lezzetliydi. Aynı pidecide yediklerimizden.. Arda'nın söylediğine göre fırın taşı diye bişey varmış. Onun üstünde pişirin dedi, hani taş fırın havası versin diye.. Taşı bulamazsanız büyük bir mermer parçasında ya da güvecin arkasını çevirerek pişirebilirsiniz dedi. Güvecin arkasına hamur sığmadı, bende ortadan kesip öyle koydum.. İlk pide piştiğinde altı çok iyi pişmemişti. Bende diğerlerini fırın tepsisinde pişirdim. Altı çok daha iyi kızardı..

Tarife geçiyim, verdiği ölçülerden 4 tane orta boy pide çıkıyor.

Karadeniz Pidesi: (Arda'nın Mutfağı Programından)


  • 5 su bardağı un
  • 6 çay kaşığı tuz
  • 1.5 çorba kaşığı toz şeker
  • 20-25 gr kadar yaş maya
  • 1 - 1,5 su bardağı kadar su 
Kıymalı harç için:
  • 100 gr kıyma
  • 1 iri soğan
  • tuz, karabiber, kimyon, pul biber (arzuya göre)
  • pidenin tabanına serpmek için kaşar peyniri rendesi
  • Tabana sürmek için 1 yumurta (çırpılmış)
Un, tuz ve toz şekeri kasede karıştırın. Ortasını çukur açıp, ayrı kasede 5-6 çorba kaşığı suda erittiğiniz mayayı ekleyin. 1 ve ya 1,5 su bardağı suyu ekleyin. ( Su miktarı hamura göre değişiyor.  Arda 1 bardak koydu, ben 1,5 bardak kadar kullandım. En iyisi yarım bardak suyla başlayıp azar azar ilave etmek)Güzelce karıştırın. ( Arda  bu karışımı eliyle değil, çatalla yaptı. Ele çok yapışıyor)  Hamur biraz toparladığında elinizle iyice yoğurun. Hamurun kıvamı yumuşak olacak ve çok hafif yapışkan olacak.  Bu kıvama geldiğinde  bölün. Her parçadan bir pide çıkacak. Ben 4'e böldüm. Boyutu iyiydi. 






Üzerlerine streç film sarıp serin bir yerde mayalanması için bırakın. Yaklaşık 35 -40 dakika bekleyecekler.

40 dakikanın sonunda böyle gözüküyorlardı :)

Biz de 40 dakika boş durmadık tabii ki! Soğanları küp küp doğradık ve hafifçe soteledik. Baharatları ekledik ve kıymayı kattık. Kıymayı ekleyince ateşi iyice kıstık ve kıymaları eze eze 10 dakika kadar pişirdik. Böyle yapınca kıymalar tek tek pişiyor gayet leziz. Kenarda dinlenmeye bıraktık.

Hamurlar kabardığı zaman tezgahı unladık ve bezelerden birini alıp işlemeye başladık. Merdaneyle bir ileri bir geri giderek elips şeklinde hamuru açtık. Çok ince olmasına gerek yok ama kalın da olmasın tabii

Hamurun tabanına çırpılmış yumurtayı sürdükten sonra kenarlarını 2 cm kadar içe kıvırdık. Pidenin şeklini veriyoruz.. Her yeri iki cm ortaya doğru kıvırdıktan sonra bu kenarlara da yumurta sürmeyi unutmuyoruz. Bu kısmın fotoğrafını çekmemişim..

Şimdi burada şöyle bir olay var, Arda dedi ki, eğer fırınınıza güvenmiyorsanız hamur bu şekildeyken fırına atıp 8 dakika kadar pişirin. Güveniyorsanız, gerek yok. Hemen kaşar rendesini ve kıymalı harcı koyup pişirebilirsiniz. 200 derece de rengi kızarıncaya kadar pişirin.

Fırından çıktığında üzerine ve kenarlarına tereyağı sürün, afiyetle yiyin.

Anlatması ayrıntılı ama yapımı hiç zor değil. Ben misafirlere bunun mini versiyonlarını yapmayı planlıyorum :))
Eğer yumurtalı pide yapmak istiyorsanız, kıymalı harcı koyup fırınladınız ya, hamurun rengi döndüğünde yumurtayı kırın, tekrar fırınlayın.


Teşekkürler Arda'nın Mutfağı!

16 Ocak 2012 Pazartesi

Muffin kalıbında omlet pişer. Denedim oldu!

Merhabalar,
Keyifler nasıl bakalım?

Benim günüm sabah yeğenimin ağlamasına uyanarak başladı. Üşütmüş yavrucak, okula da gidemedi, annesi de işe gitmek zorunda olduğu için ben ilgilendim.

Bu senenin ilk günü de, diğer yeğenime istifra sırasında poşet tutarak geçmişti. Yılbaşı gecesi o kadar çok yedi ki, midesi dayanamadı. Hani insanlar yeni yılın ilk günü dışarı çıkarlar, ya da evlerinde keyifli vakit geçirirler ya, heh işte benimkisi "poşetin içine doğru tatlım! Hadi bakalım bu son artık çıkarmayacaksın" demekle geçti... :))

Aman neyse işte. Orfeyle sabah yürüyüşünden sonra mutfağa girdim. Kahve suyu olana kadar şunu pişirdim


Bunu internette bir yerde gördüm ama hatırlamıyorum. Pinterest'te olabilir.. Muffin kalıplarında yumurta pişirebiliyorsunuz. 3-4 cm kalınlığında yusyuvarlak omletleriniz oluyor :) Ben kalıbı hafifçe yağlayıp yumurtaları öyle kırdım. Sıcak fırında 5 dakika gibi bir vakitte piştiler :)  Şu yemekleri de birazcık süslesem dimi, maydanoz olur, pul biber olur, domates olur.. Evet bencede! :)

Evet kar yağdı, evet çok güzeldi. Zaten çok uzun zamandır bekliyordum.. Ama çok kısa sürüyor yahu.. Şu anda yağmıyor bile. Yağmadığı zaman sabırsızlanıyorum, yağdığı zaman sokaktaki evsiz insanlar ve hayvanlar için üzülüyorum bende dengesizim galiba :)

Annem gazete okurken özel bir üniversitenin yüksek lisans programlarını gösterdi, hayatımın en uzun ve acıklı "Ooouuuffff" unu çektim. O gazla girip MSA (Mutfak Sanatları Akademisi) programlarına baktım. Gidip gitmeme konusunda kararsızım, aşçılık kursundaki hocam pek methetmiyordu. Daha doğrusu, aşçı olmak için oradan mezun olmak gerekmiyor diyordu. Haklı.. Kurs ücretleri de öyle böyle değil, 12000 Tl

Öyle işte..

Dur bakalım bu hafta dükkan işinden ses çıkacak sanırım. Beklemedeyim!
Herkese güzel kar seyirleri, keyfini çıkarın!

12 Ocak 2012 Perşembe

Kronik Kafa Karışıklığı

Selamlar blog, yine ben!

Kafası sürekli karışık olan bonus :)

Yemek yapmaktan hiç üşenmeyen, bu yüzden havalar ısındıkça kilo verme derdine düşen :)

Bak şimdi bu akşam yemek yedik, her zaman ki gibi, bugünlerde akşam yemeğinden sonra inanılmaz tatlı çekiyor canım. Bir yandan babama atkı örüyorum, bir yandan da düşünüyorum. Ne yapabilirim? Gidip çikolata mı alsam?    Uff çok kalorili.. Helva kavursam? Yarın kavurayım, ölmüş büyüklerimizin ruhuna.. Meyve yiyim? O da çok kalorisiz! Kalktım reklam arasında elmaların kafasını kestim, içini oydum, o arada fırını kızdırdım, elmalardan çıkan içi ceviz ve tarçınla karıştırdım, yarım su bardağı kadar toz şeker ekledim  elmaların içine doldurdum, üzerine kapakları kapattım, fırına attım. Tepsinin içine de biraz su koydum, kurumasınlar diye. Elmalar yumuşadığında çıkarttım.. Fotoğrafını çekmedim, makine yanımda değildi. Bir daha ki sefere.. Ev halkı pek şaşırdı, severek yediler. Yapıp yemesi toplam 10 dakikayı falan buluyor ve çok hafif. Aslında fazla hafif, şekerpare yapsaydım iyiydi.. :))

Sorunum bu zaten benim, üşenmiyorum arkadaşlar! Bakıyorum tüm zayıf, çıtırlar yemek yapmaya hatta yemeye üşenen tipler :)) Neyse :)

Konum başka şimdi benim. Kendime çok sıkıntı ettiğim, içten içe çok üzüldüğüm bir mesele bu. Kendimi affedemediğim belki de.. Konum, beklentileri karşılayamamla ilgili. Ailemin beklentilerini karşılayamamak üzüyor beni. Sırf bu yüzden hayallerimden vazgeçmek üzereyim.. Vazgeçmeyi de istemiyorum..

Uluslararası ticaret bölümünden mezunum ben, bilen bilir. Dört sene okuyup, mezun olana kadar çok çalıştım. Bazen kopya da çektim tamam.. Mezun olduğumdan beri orada ya da burada ufak iş denemelerim oldu. Hiçbir zaman adı sanı belli, anlı şanlı bir işletmede çalışmadım.

Kafam da o kadar çok cümle uçuşuyor ki şu an, toparlamakta zorlanıyorum.

İş meselesi istediğim gibi gitmedi ama ben de zaten çok fazla istemedim blog. İtiraf ediyorum ki, çok istemedim. Babam tanıdıklarını araya sokup bana bankada iş ayarladı, ben bankada çalışmıycam diye tutturdum. Atm dışında bankanın içine dahi girdiğimde bunalıyorum, o sıkıcı ortam beni çok geriyor, bu  yüzden çalışmak istemedim. Yeni mezundum, hayat toz pembeydi, para sıkıntım yoktu vs vs geri teptim, iki kere düşünmedim bile. Bu konu böyle kapandı.

Bir iki deneme daha yaşandı bu şekilde.

O arada benim içimde başka bir aşk filizleniyordu işte..

Takım elbiseler ve gri vezneler yerine, rengarenk önlükler, tarçın kokusu, çikolata kokusu, kremalar, şekerlemeler, hatta ve hatta soğanlı sarımsaklı yemeklerin dünyası ilgimi çekmeye başladı.

Ortaokul yıllarında bile mutfaktaydım ben, ilk kekimi annem komşuya gittiğinde yapmıştım, yemin ederim ilkokul sona falan gidiyor olmalıydım, annemin kitabından bakmıştım tarifine ama kabartma tozu koymayı unutmuştum, kek çıktığında minnacık dilimleri vardı :))  ilk kekimdi, harikaydı bence.

Yani hep vardı fakat üniversite sonrasında hayatımı adamaya karar verdim ben...

Özel üniversitede okuduktan sonra... Bir ton emek harcattıktan sonra aileme.. Bana ev bile tuttu bu insanlar...
Hiçbir zaman bankacı olmadım, iyi bir firmaya da zaten giremedim, uak tefek işler sonucunda artık sağda solda özgeçmişi olan binlerce işsizden biri benim.

Vicdanımla muhasebe halindeyim blog. Bendeki emeklerinin karşılığında onlara övünç vermeyi istiyorum.  Benimle gurur duysunlar, işte benim kızım desinler istiyorum.

Konu komşu hal hatır sorduğunda annem gelip bana çemkiriyor :) "Ee Arzu nasıl? " dediklerinde "evde oturuyor iş bulamadı" demek çok zoruna gidiyormuş :)  Gelip bunları bir de yüzüme söylüyor, hepten bunalıyorum bu sefer.

Neyse uzatmıyım.

Yakın zamanda bir dükkana geçmem muhtemel. Kendi dükkanım. Yiyecek üzerine al sat yapacağım fakat arka tarafta mutfak olduğu için arada kendi kurabiyelerimi, muffinlerimi tezgaha koyma şansım var. Bu durum, hayalimi kabaca gerçeğe dönüştürmem demek. Adıyla sanıyla, "pasta evi" vs yazmasa bile, ufak ufak satış yapabileceğim, kendimi tanıtabileceğim ve kazandığım parayla kurslara gidip kendimi geliştirmemi sağlayabileceğim bir basamak.. Buna da şükretmek lazım.

Belki günün birinde, http://www.pecetedennotlar.com/basligi-siz-girin burada okuduğunuz isimlerden biri  gibi bende hayallerimin peşinden gitmiş ve başarı sağlamış biri olurum.. Ailem için gurur kaynağı olurum. Neden olmasın? Varsın arkadaşlarım bankacı olsunlar, varsın yıllar sonra facebook üzerinden birbirimizi bulup, ortaokul arkadaşlarımla düzenlediğimiz bir yemekte " Ee Arzu sen ne işle meşgulsün?" dediklerinde "fırınım var, kurabiye yapıyorum" diyim. Değil mi?

Egolarımın esiri olmak istemiyorum blog.

Düşüncelerimi anlatmakta hiç bu kadar çaresiz kalmamıştım.. Bilmiyorum..

9 Ocak 2012 Pazartesi

Kitchenaid Sevdası!

Yeni değil, yıllardır aşığım ben ona! Kitchenaid mikser istiyorum ben blog yaa.. Çok pahalı üff.. Kırmızısı ne kadar harika dimi ama? Görüp beğenmeyen var mı şimdiye kadar? Çok şık çok.. 

selamlar bu arada, pat diye girdim olaya ama :) keyifler nasıl? bende fena değil. Çeyizime amerikan servis yapıyorum kaneviçe işleyerek! boş oturmaktan iyidir dimi?

İşle ilgili gelişmeler olacak ama o kadar çok haber verdim ki ve o kadar çok fos çıktı ki :)) artık yapana kadar haber vermiycem.. Eğer ki bu sefer olursa, hemen yazıcam, büyük keyifle hemde! İnşallah ya.. 2012de hayatım düzene girsin artık, hayırlısıyla..

Ah kitchenaid ah.. çok güzel be blog! üfff

2 Ocak 2012 Pazartesi

Motto!



2012'de verdiğim tek bir karar var,
 Bu sene daha çok su, daha az çikolata!

Yapabilirim herhalde :)

Görsel:http://browse.deviantart.com/?qh=&section=&global=1&q=water#/delvsb

31 Aralık 2011 Cumartesi

Orfe Bey Hepinize İyi Seneler Diler!


Hediyeler biraz salyalı ama mazur görün :))

Kalplerinizdeki dileklerin gerçekleşeceği, huzurlu ve sağlık dolu bir sene olsun inşallah! Mutlu yıllar arkadaşlar!

30 Aralık 2011 Cuma

Kütük Pasta -Buche de Noel

Yeni yıl hazırlıklarını bitirdim :)

.Zeytinyağlıların hepsi pişti, dinleniyor. Hindi de haşlandı, yarın sadece fırına atılacak, suyuna çorbası ve pilavı yapılacak..

Menü için hala düşünüyorsanız eğer,

Zeytinyağlılardan;

  • Havuçlu ve ayvalı kereviz pişirdim. Zeytinyağlı kerevizi portakal suyuyla pişiriyorum çok lezzetli oluyor. 
  • İç baklayı taze soğanla pişirdim, üzerine bol dereotu ve sarımsaklı yoğurtla enfes! denemediyseniz eğer, muhakkak öneriyorum! 
  • Zeytinyağlı sarma (söylenecek fazla söz yok ) 
  • Havuç Tarator için havuçlar rendelenip pişirildi, yarın sadece sarımsak ve yoğurt eklenecek
  • Kırmızı biberler közlendi
  • Karnabahar ve brokoli haşlandı (salata)
  • Barbunya pilaki pişti
Yeter bu kadar! 
 Aaa unutmadan, yılbaşı geleneği olarak kabak tatlısı yapıldı :)

Ama her şeyden önemlisi

Her şeyden önemlisi!!!!! ilk kez kütük pasta yaptım, yıllardır imrenerek resimlerine baktığım ama hiiiç cesaret edemediğim pasta!! Taaa geçen sene yılbaşı geçtikten sonra Cafe Fernando'da görüp, tarifini okuyup "seneye kesin yapıcam" dediğim pastayı yaptım :) O kadar güzel oldu ki, her an gidip ilk dilimi kesebilirim :)))

Tarifi vermeyeceğim çünkü ben onun kadar güzel anlatamam, ince ince anlatmış, anlamamanız imkansız bence. 
Sadece şunu ekleyebilirim ki, o kadar aramama rağmen bir türlü kestane konservesini bulamadım. Son çare olarak taze kestane aldım ve püremi kendim yaptım. Onu anlatayım, kestaneleri karnından çizip kaynar suda haşlıyorsunuz. Kabuklarını ve iç kabuğunu soyuyorsunuz. Sonra bir bardak kadar sütü kaynatıp içine arzuya göre toz şeker ekliyorsunuz. Şeker miktarı kestanenin lezzetine bağlı. Benimkiler lezzetliydi o yüzden1,5 yemek kaşığı kadar ekledim. Süt kaynayıp şeker eridiğinde kestaneleri atıp, sütü çektiriyorsunuz. Ben bu tarifi uydurdum, güzel oldu :) Ben kestaneleri püre de yapmadım, irili ufaklı parçalanmıştı zaten, o şekilde koydum dişe gelsin istedim.. Bakalım bizimkiler beğenecek mi? 

hemen fotoğrafımı göstereyim :) tamam oradaki daha güzel gözüküyordu ama benimki de pek fena olmadı be! 




Yapımı zor değil, gözünüzde büyütmeyin, tarif çok net, mutlaka deneyin derim! 

tarif burada! 

Teşekkürler Cafe Fernando!

28 Aralık 2011 Çarşamba

Yılbaşı hediyesi! Tek hamurdan 3 kurabiye yapımı! Yeni yılda kurabiye hediyeleri!

Merhabalar!

Bugün kalkar kalkmaz kurabiye pişirmeye başladım :)

Evi mis gibi kakao, portakal ve şeker kokusu kapladı :)

Kurabiyelerim ve red velvet mini muffinlerim şu anda arkadaşımın yolundalar :) Biraz önce kargoya verdim...

Sevdiklerinize yılbaşı hediyesi olarak nefis kurabiyeler göndermek isterseniz, tecrübelerimden yararlanabilirsiniz :)

İki renkli kurabiye yapmışsınızdır belki.. Tekrar tarifini vereceğim, hamuru sade olarak hazırlayıp ikiye bölüyorsunuz, bir parçasına kakao ekliyorsunuz. Ben eşit olarak bölmedim, sade hamuru daha çok ayırdım. Bu hamuru da ikiye bölüp, yarısına damla çikolatalar, yarısına da portakal ve limon kabuğu rendesi ekledim.Çok lezzetli oldular!

İki Renkli Kurabiye (Rulo Kurabiye)


  • 1 yumurta
  • 1 yumurtanın sarısı
  • 1.5 su bardağı şeker
  • 1 paket margarin (erimiş)
  • 3,5 su bardağı un ( benim hamurum 4 bardak kadar aldı)
  • 1 paket kabartma tozu
  • arzu ettiğiniz kadar kakao
Yumurtalarla şekeri iyice çırpın, erimiş margarini ekleyin ve tekrar çırpın, un ve kabartma tozunu eleyin, yumuşak bir hamur yoğurun. Hamuru eşit iki parçaya bölün, yarısına kakaoyu ekleyerek yoğurun. İki parçayı da buzlukta 5 dakika kadar bekletin. Çıkartıp biraz yoğurduktan sonra, beyaz hamuru açın, üzerine kakaolu hamuru açın (beyaz altta, kakaolu üstte olacak) iki hamuru birlikte rulo yapıp streç filme sararak, buzlukta 5 dakika daha dinlendirin. çıkartıp bir parmak kalınlığında kesip, yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine alın. Önceden ısıtılmış fırında 10 dakika kadar pişirin. 




Sade hamuru daha fazla bıraktım demiştim ya, yarısına damla çikolata ekledim


Bir kısmına da portakal ve limon kabuğu rendeledim


Tüm hamurları buzlukta dinlendirdim. Sonra tek tek açmaya başladım. Önce iki renkli olanı çıkardım. Üst üste açtıktan sonra rulo yapmadım, kalıpla kestim 


Çikolatalı ve portakallı olanları da kestim  



kalpli olanların üstü kakaolu, altı beyaz :)



Kargoyla kırılmadan gitmesi için uzun süredir araştırma yapıyordum, Martha Stewart'ın sitesinde birçok fikir gördüm, hepsinden ilham alarak kutumu hazırladım. Kutuyu kırtasiyeden aldım, kapaklı kutu.. içine ufak bir hediye koydum ve üzerini kartonla kapattım, yani ikinci bir kutu tabanı yaptım, o hediyeyi ne zaman farkeder bilmiyorum :) Tabanın üzerine de kurabiyeleri koymak için bölmeler hazırladım. Hemen göstereyim,
 ben kendi ihtiyacıma göre hazırladım tabi.. 

Kurabiyeleri üst üste dizip, folyo ile tek tek paketledim, tepesini kurdeleyle baladım. 


Ufak bölmelerde, iki renkli kalpler, damla çikolatalılar ve portakallı - limonlu olanlar var. Tığ işi araba süsünü zaten göstermiştim. Büyük bölmede ise tadına kelimenin tam anlamıyla bayıldığım! Red Velvet Mini Muffinler var. Hemen göstereyim,


Kapağını kapatınca saten kurdeleyle bağlayıp çift kurdele attım, o halini çekmemişim.. Hani beyaz eşya  aldığımızda baloncuklu bir torbaya sarmış olurlar ya, adını bilmiyorum onun, en son ona sardım ve kargo poşetine soktum.. Yarın ya da öteki gün gidermiş, bakalım kırılmadan gidecek mi? Beğenilecek mi? :) Gidip hazır bir kazak almak daha kolaydı ama ben uzun zamandır bunu planlıyordum, hatta dün gece heyecandan uyuyamadım resmen!! :)) Umarım beğenir...

Eğer ki sevdiklerinize böyle bir hediye vermek isterseniz, umarım yardımcı olabilmişimdir arkadaşlar! Hepinize kolay gelsin....

26 Aralık 2011 Pazartesi

Hijyenik Ped Çantası!!

Yuh Bukle demeyin ne olur :))

Hayır her şeye çanta, kılıf ören biri değilim :)) 

İnternette dolaşırken görmüştüm çok önceleri.. Mantıklı gelmişti. Evet kendi paketleri zaten var ama çantaya dağılmış pedlerden hoşlanmıyorum. Bu ara vaktim de olunca, öreyim dedim. Önce kendime ördüm, pek hoşuma gitti :)  Sevdiklerimin hediyelerinin yanına katayım diye düşündüm, tek tek ördüm, boncuklarla süsledim, fena olmadılar bence :))

Kız çocuklarına hediye verilebilir bence, genç kızlar hoşlanacaklardır diye düşünüyorum. Hem daha düzenli, hem daha estetik oldu böyle.. Sizce?




12 Aralık 2011 Pazartesi

Tığ İşi Araba Süsü Yapımı

Merhaba blog!
Dünden beri canla başla uğraşarak, oturduğum koltukla bütünleşmek pahasına, düzleşen popom ve elimde araba süsümle karşınızdayım!


Valla yapımı çok kolay, iki tane nazar boncuğu ördüm, içine lavanta kesecikleri koydum. Son yıllarda nikah şekeri yerine lavanta keseleri veriyorlar ya, gelin tülüne sarılmış hani, heh işte ondan koydum. Biraz da pamuk tıktım içine. Lacivert kurdeleden asma yeri yaptım.Bence güzel oldu :)

Fotoğraf makinem pek güzel çekmiyor bu aralar ama fikriniz olması açısından atıyorum. Yapacak olan herkese kolay gelsin :)




10 Aralık 2011 Cumartesi

Aşure yapmak kek yapmaktan kolay bence

Bu ara mutfakta pek iyi değilim :)

Geçen gün çikolatalı kek yapayım dedim, yapım aşamasında fotoğraflar çektim falan filan, neler yazacağımı planladım kafamdan... Keki de yapıyorum tabii bir yandan! Attım fırına pişti, çıktı, tes çevirdim kekin yarısı kalıpta kaldı... Fotoğraflar da pek güzel çıkmış ama kek bir işe yaramadıktan sonra fotoğrafın ne anlamı var dimi :)

Bir iki denemem daha hüsranla sonuçlandı.. Neden bilmiyorum :)

Neyse bugün aşure yaptık annemle. Annemin aşuresi pek beğenilir, bende geçen seneden beri yardım etme bahanesiyle aşure yapımını öğreniyorum. Aman bişeyi de yok ki! Düdüklüye attık bir gün önceden, haşladık, hepsini aynı anda tencereye atıverdik, tadına baka baka şekerini ekledik oldu bitti. Sürprizi yok. Kalıpta kalma derdi yok :)) Aşure yapmak zor değilmiş ama senede bir kere yapılıyor işte. Bu dönemde tüm komşular aşure yapıp dağıttığı için, apartman ahalisi olarak aşureye doyuyoruz, sene boyunca kimsenin tekrar aklına gelmiyor bence :))

Tarif vermeye gerek var mı? Herkes biliyordur bence.. Fotoğraf ekliyim ben :)

Hepimizin evleri bereketli olsun, huzurlu ve sağlıklı olsun inşallah. Afiyetle :)


7 Aralık 2011 Çarşamba

Sizlerden bir ricam var arkadaşlar!

O kadar sinirim bozuldu ki! Gerçek mi bilmiyorum, bir yanım yalan olması için dua ediyor fakat gerçek olduğunun da bilincindeyim. 


Lütfen okuyun, lütfen paylaşın, insanların o önlükleri giymenin yanı sıra, o önlüğü haketmeleri gerektiğini bağıralım en yüksek sesimizle. 


"27 Kasım Pazar günü, sahibi, tüylerinin tıraş edilmesi için Maya’yı İstanbul’daki Suadiye Veteriner Kliniği’ne götürdü.
Birkaç saat sonra sahibi geri aldığında, Maya yarı baygındı. Klinikte Maya’nın sahibine yapılan açıklama, sakinleşmesi için kediye anestezi verildiğiydi.
Eve gittiklerinde, açıkça görülüyordu ki Maya iyi değildi; dokunulduğunda acı içinde ağlıyordu, neredeyse hiç hareket edemiyor, yiyip içemiyordu. Maya’nın sahipleri kliniği aradıklarında Veteriner Emel Kökçü onlara anestezi almış bir hayvan için bunların normal olduğunu söyledi. Ancak bir şeyler kesinlikle yanlıştı. O andan sonra Veteriner Emel Kökçü hiçbir telefona cevap vermedi. 
Maya kliniğimize getirildiğinde, hemen röntgen çektik. Röntgende Maya’nın diyaframının ciddi şekilde hasar gördüğü ve kırıldığı gözüküyordu. Ve açıkça görülüyordu ki bu hasar ve kırık o kötü, baştan savma tıraş sırasında meydana gelmişti. Maya’nın durumuna bakılırsa, tıraş eden kişi dirseğini kedinin karnına dayayarak üstünde bütün gücünü denemişti. Maya’nın diyaframında 4 cm’lik bir yırtık vardı ve barsakları, karaciğeri ve böbrekleri birbirine dolanmış, ciğerlerine baskı yapıyordu.
Veteriner Emel Kökçü’yü aradık ve kendisine durumun ciddiyetini anlattık. Emel Kökçü Maya’nın tedavi masraflarını üstlenmeyi kabul etti.
Ancak bu yardım talebi uzun sürmedi. Emel Kökçü ertesi sabah Maya’nın sahibini arayarak verdiği sözü tutmayacağını; çünkü Maya’nın son derece huysuz bir kedi olduğunu ve bu kazanın da bu yüzden gerçekleştiğini söyledi (!).
Maya’nın durumu hâlâ kritik. İç organları o kadar hasar görmüş ki, bunu atlatamayabilir.
Bu blog aracılığıyla, sizlerden bu postu tüm sosyal medya kanallarında PAYLAŞmanızı istiyoruz, ve lütfen Veteriner Emel Kökçü konuyla ilgili tam ve net bir açıklama yapana kadar Suadiye Veteriner Kliniği’ne gitmeyin.
Suadiye Veteriner Kliniği
Ayşe Kadın Cad. Kitapçı Sokak No: 3/1
Suadiye, İstanbul Türkiye
Mob: +90 532 480 02 29
Bir sonraki kedi SİZİN KEDİNİZ olabilir… Lütfen bunu engellememiz için bize yardım edin… PAYLAŞın!!! "

linki veriyorum, kediciğin röntgenleri ve  fotoğrafları var. Lütfen bakın ve paylaşın. Önemli olan kedi ya da köpek olması değil, hiçbir canlı böyle bir müdahaleyi haketmiyor arkadaşlar.  Bloglarınızda paylaşırsanız eğer lütfen klinik ve hekim (!) adını etiketleyin ki, yarın öbür gün internetten araştırma yapanlar böyle bir olayın varlığını görebilsinler.. 
Teşekkür ederim

5 Aralık 2011 Pazartesi

Yılbaşı Süslerimin Firarı...

Yeni yıl geliyooooooooooooooooooo! Çok az kaldı... Ufak ufak havaya girmek lazım bence :) Yıllardır büyük bir özenle biriktirdiğim, her sene ufak tefek olsa da yeni parçalar eklemeye çalıştığım, tek tek kutulayıp koruduğum yeni yıl süslerimi kaybettim. Evet bildiğin kayboldular. Firar etmiş olabilirler.. Arkalarında en ufak iz bırakmamışlar, demek ki yıllardır bu kaçışı planlıyor insafsızlar. Ağaç bir yere gitmemiş neyse ki.. Bence kaçarken yakalanacağını bildiği için hiç denememiş... 

Evin her köşesini karıştırdım yok kardeşim. Hepsini aynı yere koyduğum için hepsi yok şu an :)) 

Neyse gittim aldım bir kaç parça. Kendim de bir iki birşey yaptım bu bahaneyle :))

Yumurta kolisinden çiçek yapmayı biliyoruz artık.. Ama sanki ağaç için yapınca daha bir güzel oldular. Kırmızı kırmızı boyadım onları :))





1 Aralık 2011 Perşembe

şöyle bağıra bağıra ağlasam rahatlayacağım ama o da olmuyor.

23 Ekim 2011 Pazar

Arzu Production Gururla Sunar!

Selam blog!
Keyifler nasıl? Benimki arada orta şekerli, arada sade :)  Can sıkıntılarımı pasif tutmaya çalışıyorum, pek düşünmekte istemiyorum zaten bu aralar...

İşe hala başlayamadım, var bir hayır onu da biliyorum.. Bir yandan başvurularım devam ediyor.

Hala bir şeyleri yoluna koyamamanın sıkıntısı içindeyim aslına bakarsan. Hayata inat gülümsemeye çabalarken bir yanım çok kırılıyor içimde bir yerlerde.

İlgisiz ve sevgisiz kaldım bir yandan... Küçük bir çocuk gibi sevgi dilenir oldum aşık olduğum adamdan.. O kaçtıkça kovalar oldum sanki.. Kovalamak güzel ama bazen de kovalanmak istiyor insan. Bilemiyorum..

Yine de iyiyim. Şükretmeye devam ediyorum hayatımdaki güzelliklere.. Beni sevenler var, ailem var, arkadaşlarım var tabii ki... Yeni sezonda süper kıyafetler var hem :))

Ayvalık'ta çektiğim fotoğraflardan ufak bir kolaj yaptım, onları paylaşayım sizlerle :)

Gabari Abime sevgilerimle...


17 Ekim 2011 Pazartesi


Hayatta en büyük pişmanlığım yanlış yaptığım şeyler değil, yanlış kişiler için doğru yaptığım şeyler.

13 Ekim 2011 Perşembe

ben!

Yaşıyorum blog! sadece internetim yok.. iş buldum, daha başlamadım, iş yerini tadilata sokmuşlar onun bitmesini bekliyoruz. iş yeri de içime sinmedi aslında ama bir yandan iş aramalarım devam ediyor. 

yaklaşık bir aydır ayvalıktaydım, daha yeni geldim. onunla ilgili güzel yazılarım da olacak.. beklemede kalın :)
yeni gelen arkadaşlar, hoşgeldiniz! 

geliyorum :)

8 Ağustos 2011 Pazartesi

Çikolatalı Topkek










Fotoğrafların tüm çirkinliğine rağmen, tadı gerçekten nefis oldu! Tarifi www.pecetedennotlar.blogspot adresinden almıştım. Orası da ne muhteşem bir blog bu arada! Hepsini tek tek deneyemesem de, defterim tarifleriyle dolu! Bu arada yakında www.pecetedennotlar.com adresinden ulaşılabilecek hatırlatmış olalım!


Valla malzeme az, zahmeti yok, hazırlanıp pişmesi taş çatlasın 30 dakika ve tadı süper! Tarifte beyaz çikolata kullanılmıştı. Beyaz çikolatam yoktu ama elimdeki %70 kakaolu bitter çikolatalarımı kullanmak istiyordum, kullandım, tabii ki şahane :) Sadece şunu hatırlatmalıyım ki, beyaz çikolata zaten tatlı olduğu için tarifteki şeker miktarı az, bitter çikolata kullanacaksanız, şekeri birazzzcıkkk arttırın derim. Afiyet olsun! 


Beyaz Çikolatalı Şahane Topkekler:



  • 1 su bardağı (155 gr) Toz Şeker
  • 1/2 su bardağı (95 gr) Kuvertür Beyaz Çikolata (Ufak doğranmış halde)
  • 2 su bardağı (300 gr) Kekun*  (tarifi altta)
  • 1/2 su bardağı (80 gr)  Fındık ( Küçük parçalar halinde)
  • 1 adet yumurta (Hafif çırpılmış halde)
  • 1/2 su bardağı Fındık yağı
  • 3/4 su bardağı (185 ml) Süt
  • 1 yemek kaşık limon suyu
*1 su bardağı kekun:  1 su bardağı un + 1 1/2 çay kaşığı Hamur kabartma tozu + 1/2 çay kaşığı tuz

Kekunla şekeri bir kaba alın, ortasını havuz gibi açın. Havuza yumurta, süt, fındık yağı ve limon suyunu dökerek, tahta bir kaşıkla, dışardan içeriye doğru karıştırın. Çikolata ve fındıkları ekleyin, tüm malzemeyi birkaç kez daha karıştırıp, muffin kalıplarına 2/3 oranında doldurun. 175 derecede ısınmış fırına atın! İşte bu kadar! Mis gibi kokmaya başladıktan birkaç dakika sonra kekleriniz hazır olacak. Kürdan batırıp test ettikten sonra kahve suyunu kaynatmaya başlayabilirsiniz :)  Herkese afiyet olsun! 


11 Temmuz 2011 Pazartesi

Hayat

Düşünsene, bir canlının içinden başka bir canlı çıkıyor işte! Sepet gibi! Kedi her gün kapının önünde suyunu içerken, gelip arada sırada kendini sevdirirken, yavrusunu doğurmak için senin dükkanını seçiyor mesela. O sırada müşteri gelmesin de, hayvancık rahatsız olmasın diye düşünürken buluyorsun kendini. Ha birde, hali hazırda doğurmuş olan her kadın, kedinin doğurduğunu öğrenince " Ayyy yavrummm" diyor kendi acısını hatırlarken. Birbirlerinin halinden anlıyorlar resmen anladın mı? Ve o kedi, her şeye rağmen, her sıkıntısına rağmen, mırlıyor mutlu mesut bir şekilde.. Hayat çok enteresan be. Hakikaten!