Tam çamaşır asıyorum, kafamda da planlamışım, "bir makine çıktı onu asayım, o kururken diğer makine çıkar, o kururken ilkini ütülemeye başlarım" gibi gibi şeyler. Çat telefon, "arzucum müsaitseniz yarın akşam size gelmek istiyor...HAAAAYIIIIIIIIIIIRRRRR diye haykırmak istediysem de kendime hakim oldum. Tüm içtenliğimle "Ay ama yarın olmaz benim bu olayı içimde sindirmem lazım ( bu olay? sindirmek?) sonra planlamam lazım, yani yarın akşam mümkün değil, biz onu pazar akşamı yapalım" dedim. Evet aynen böyle söyledim. Diplomasiden haberim yok blog böyle düşündüğümü löp diye çıkarttım ağzımdan. Kadıncağız güldü halime, tamam pazar akşamı geliyoruz dedi. Çamaşırı mamaşırı bırakıp hemen kendime kahve yaptım. Sonra da sakin sakin düşünmeye başladım.
Akşama kadar düşündüm. Akşam osi gelince hemen ana yemeği planladık. Balık yapacağız. İş bitti. Ana yemeğe karar verince gerisi kolay.
Tabii sandık açıldı, dantel masa örtüsü çıktı, yemek takımları falan filan... Aman çatalları sileyim de parmak izi olmasın, mum mu koysam, çiçek mi koysam, dansöz mü oynatsam derken bir baktım gelmişler ve gitmişler :)
Misafir ağırlamasını hep sevdim. Hem bereketiyle gelir, hem neşesiyle gelir misafir dediğin. Annemin evindeyken, annem çok telaşlanırdı, ben soğukkanlı bir biçimde işleri devralırdım hem de pek böbürlenirdim. O misafir senin evine, senin için geldiğinde iş değişiyormuş buklecim! Neyse sakin kalmaya gayret göstererek atlattık bitti. Fikir olması açısından gelelim menüye:
Balık menüleri hep kolayıma gitmiştir, önüne çorba gerekmez, makarna pilav aratmaz, bir balık bir salata yeter çoğunlukla ama birkaç rakı mezesi de fena gitmez hani.. Çorba yapmadım, iki zeytinyağlı ve salata etrafında döndü menümüz.
- Barbunya pilaki
- Zeytinyağlı taze fasulye
- Kızarmış patlıcan ruloları
- Mercimek köftesi
- Ezme ( Közlenmiş kapya biber ve közlenmiş patlıcanı karıştırıyorum, bol maydanoz ve dereotu, iri kıyım ceviz, sızma zeytinyağı, biraz nar ekşisi, sarımsak ve tuz)
- tarator
- Peynir tabağı
- Üzerine kaşar peyniri serpip fırınladığım domates dilimleri
- Roka salatası
- Annemlerin getirdiği çiğ köfte
- Mısır ekmeği ( tarifini buradan alarak yaptım ve tek kelimeyle inanılmaz oldu mutlaka deneyin derim)
- Tatlı olarak ise sıcak helva yaptım. Maksat balık öldüğünü anlasın :))

Evim açık mutfak olduğu ve direkt salonla birlikte olduğu için başta çok tedirgin oluyordum ama artık kasmıyorum. Aksine keyifli olduğunu bile söyleyebilirim çünkü misafirleriniz masadayken siz ufak ufak topluyorsunuz ve sohbetten kopmamış oluyorsunuz. Ama tabii ki bir anda masayı toplayıp, mutfağa götürmek, o arada temiz örtü sermek, hatta misafirler tabak getirirken bende hemen makineye tıkayım falan gibi kolaylıkları olmuyor. Mutfak ayrı olduğu zaman iş çok daha çabuk bitiyor ama gelende bizden, samimiyiz biz diye düşünerek yavaş yavaş toparlıyorum ne yapayım. :)
Bu hafta sonu kayınvalidem gelecek görümcemle birlikte. Daha klasik bir masa kuracağım içki içmedikleri için.. Onu da yazarım :)
Sevgiler
Bkl